Organ Nakli ve Organ Bağışı Sempozyumu Gerçekleşti

“3-9 Kasım Organ Bağış Haftası” kapsamında organ naklinin gelişme sürecini ve organ bağışının önemini konuşmak üzere 6 Kasım 2019 tarihinde İÜ-C Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi organ nakil ekiplerince Organ Nakli ve Organ Bağışı Sempozyumu düzenlendi.

İstanbul Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyuma İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, İstanbul Üniversitesi- Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın, İÜ-C Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Başhekimi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü & Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Göksoy, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bölümleri Başkanı & Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gökhan İpek, organ nakli alanında uzman akademisyenler ve ilgili birimlerde eğitim gören öğrenciler katıldı.



Organ bağışının önemi ve kadaverik organ bağışının nasıl artırılabileceğine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezi Mesul Müdürü & Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Göksoy gerçekleştirdi.

Konuşmasına Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı transplantasyon faaliyetleri hakkında bilgi vererek başlayan Prof. Dr. Ertuğrul Göksoy, Türkiye ve dünyada organ naklinin tarihinden ve bu alanda çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarından söz etti. Kendi tecrübelerine ve bu alandaki eğitimine etkide bulunan isimlere de konuşmasında yer veren Prof. Dr. Göksoy, organ bağışı haftasının hayırlı olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.



Ardından kürsüye davet edilen İÜ-C Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bölümleri Başkanı, Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kalp Nakli Sorumlu Hekimi Prof. Dr. Gökhan İpek ise konuşmasında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 2008 yılında kalp nakli sertifikasyonu aldıklarını vurgulayarak bugüne kadar yaptıkları nakiller hakkında bilgi verdi. İlki 2009 yılında olmak üzere 7 tane kalp nakli yaptıklarını belirten Prof. Dr. Gökhan İpek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu nakillerden iki tanesi eş zamanlı kalp ve böbrek nakli olup, Türkiye’de ilktir. Başta kendi kalp cerrahisi kliniğimiz dahil olmak üzere çocuk hastalıklarında, anestezi, yoğun bakım ve göğüs cerrahisi, çocuk cerrahisi klinik hastalarında yüzün üstünde organ desteği sağlanmıştır. Özellikle multi-organ transplantlarında üniversite hastanelerinin çok daha donanımlı olduğu inancındayım.”

Son yıllarda kalp nakli listesindeki öncelik sıralamasının değişmesi ve önceliğinin özellikle mekanik destek cihazlarının takıldığı kişilere ve hastanelere verilmesi konularına da değinen Prof. Dr. Gökhan İpek:

“Burada sorgulanması gereken bir husus vardır. Kişi asist device’ı (destek aygıtı) gerçek ihtiyaçtan mı takıyor yoksa organ nakli sıralamasında önceliği almak için mi takıyor? Tabii bu durum asist device’lı bir hastaya kalp nakli yaparak kalp naklinin erken ve geç sonuçlarının kötü olmasının yolunu açmaktadır. Evet, son zamanlarda asist device’daki teknolojik ilerlemeler bizim için sevinç kaynağıdır, ünkü donör bulmakta son derece sıkıntı içindeyiz. Dediğim gibi önemli olan nakil sayısı değil erken ve geç sonuçların düzgün, düzenli ve iyi olmasıdır. Başarılı geçen erken dönem sonrası uzun dönem sonuçlarının akıbeti hem toplumsal hem de bilimsel olarak organ ve doku nakli kültürünün oluşmasına ve yaygınlaşmasına yol açacaktır diye düşünmekteyim. Gerek kalp nakli gerekse de asist device gibi mekanik destek cihazları ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde kalp hastalarına, çoklu organ yetmezliğinden muzdarip olan hastalara sağladığımız destek önemlidir.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Gökhan İpek “Bu sempozyumun, organ ve doku nakli konularında toplumu bilgilendirme, bilinçlendirme ve ilginin yoğunlaştırılarak arttırılması konusunda etkisi olması temennisiyle hepinize kutlu bir hafta diliyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.


“Bağış Konusu Bu Denli Sıkıntılı İken Organ Bağışı Konusunu 52 Hafta Boyunca Konuşmalıyız”

Kuruluşu 1453’e kadar giden kadim bir kurumda sorumluluğu fazla olan bir meslek ile kürsüde olmanın verdiği duygusal ağırlıktan bahsederek konuşmasına başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Marmara Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi, Hamidiye Şişli Etfal Hastanesi Karaciğer Nakli Sorumlu Hekimi Op. Dr. Gültekin Hoş, “Keşke ben de sadece bir karaciğer nakli cerrahı meslektaşınız olarak konuşabilseydim ama şu anda karşınızda organ bekleme listelerimizde 2 bini çocuk, 30 bin insanın ve her gün aramızdan onar yirmişer, sessizce ayrılan bu büyük topluluğun sesi ve temsilcisi olarak bulunuyorum. Sakarya’dan Edirne’ye altı kentimizin, 20 milyon nüfusumuzun beyin ölümü, bağış, nakil, transplantasyon, kadavralarla ilgili bütün sorumluluğunu çok değerli bir ekiple beraber paylaşıyoruz. Aslında bağış noktası deyince hem seviniyorum hem yüzümde acı bir tebessüm beliriyor. Ölüm 52 hafta, hayat 52 hafta, bağış 52 hafta, nakil 52 hafta… Organ bağışında dünyada bu kadar sıkıntılı ve kötü bir durumda iken bizler bağışı aslında 52 hafta boyunca konuşmak zorundayız.” dedi.


“Yılda 2 Bin’in Üzerinde Beyin Ölümü Var Fakat Sadece 500’ünü Bağışa Çevirebiliyoruz”

Op. Dr. Gültekin Hoş konuşmasında şu ifadelere de yer verdi: “Karaciğer ve böbrek naklinde dünya şampiyonuyuz, gurur duyuyoruz ama kadavradan bağışları arttırmamız gerekiyor. Bu sebeple farkındalığı, bilinci arttırma çalışmalarını bütün bir yıla yaymamız gerekiyor. Rakamlar, tablolar duyguları aktarmaz. Gerçektirler, bilimdirler, doğru ama bizler karaciğer bulamadığı için ölen çocukların başında yaşadık. Yani ben bu hikayeleri dinleyerek gelmedim karşınıza, bizler cepheden geliyoruz. Ülkemizde yılda 2 bin beyin ölümü var ve biz bunun 500’ünü alabiliyoruz. 2 binin 500’ünü bağışa çevirebiliyoruz. Yani oranımız dörtte bir ve biz bunu arttırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Nakil konularını konuşmak için uzman olmanız gerekebilir ama bağış meselesine katılmak için insan olmamız yeter. Bizler insanları yaşatmak için ömrümüzü vermiş kişileriz ama unutmayınız beyin ölümü olduktan sonra o cenaze, o naaş, dördü çocuk dokuz kişi için hayat demektir. Yanlış duymadınız, teknik detaya girmeyeceğim, bir naaş dördü çocuk dokuz insana hayat olabiliyor. Böyle bir potansiyelde sizler de beyin ölümlerini yakalayın, beyin ölümü tespitini arttırmaya çalışın. Biz kadirşinas ve iyiliksever milletimizin bağış oranını arttırmaya çalışalım ve bu meseleyi çözelim”

İÜ-C Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Zekayi Kutlubay ise yaptığı konuşmada, beyin ölümü gerçekleşen vakalardan sadece dörtte birinin organlarının nakile dönüştürülebilmesinin üzücü bir durum olduğunu söyledi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi nakil verilerinden de bahseden Doç. Dr. Zekayi Kutlubay, “2018’de 19 transplant vakası gerçekleştirmişiz. Bunun 12’si canlıdan, 7’si kadavradan. Gönül ister ki kadavradan nakil oranını daha fazla arttıralım. 2019’da da 19 vaka bulunmakta, daha sene devam ediyor, bir kalp nakli gerçekleştirdik ve bu sayıyı arttırmamız lazım. İnsanoğlunun hayatta ne zaman, nerede, neye ihtiyaç duyacağı bilinemez. Öldükten sonra organlarımızın başka bir insana hayat olduğunu bilmek aslında gerçek bağıştır, bir iyilik timsalidir, bir insanlık örneğidir.” diyerek “Organlarımızı toprağa gömmeyelim.” mesajıyla konuşmasını sonlandırdı.



“Canlı Donörde Avrupa’da Birinciyiz ama Kadavradan Nakil Konusunda Son Sıralardayız”

İÜ-C Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen ise Organ Nakli Haftası’nın toplumda organ bağışıyla ilgili farkındalığı arttırmak için bir fırsat olduğunu dile getirdi. Kadavradan nakil konusunda dünya standartlarının çok altında olduğumuzu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen, “Bizim toplumumuzda aile bağlarımızın kuvvetli olması, toplumsal dayanışmanın fazla olması nedeniyle canlı donörden nakil daha fazladır. Canlı donörde Avrupa’da birinciyiz ama kadavra konusunda son sıralardayız. Bu yüzden toplumdaki bu farkındalığı arttırmak için daha yapılacak çok iş var diye düşünüyorum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi organ naklinde büyük emekleri olan, hem ülkemizde hem dünyada bu işi duyuran, çok önemli değerleri olan bir fakültedir. Bu alanda çok donanımlı ve deneyimli bir ekibe sahibiz. Önümüzdeki dönemde İl Sağlık Müdürlüğümüzle, bu konudaki merkezlerle koordine ile ekibimizin daha büyük işlere imza atacağına inanıyoruz” dedi.


“Kadavradan Nakillerin Artması İçin Kurum Yönetimi ve Eğitim Camiası Olarak Çaba Sarf Edeceğiz”

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin organ nakli konusunda geçmişte öncülük etmiş ve şu anda da öncülük etmekte olan bir fakülte olduğunu vurgulayan İÜ-C Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın, organ nakli konusunda bugüne kadar ulaşılan sayıların hedeflenen rakamlar olmadığından yakındı. Kadavradan nakillerin artması için hem kurum yönetimi hem de eğitim camiası mensupları olarak çaba sarf edeceklerinin altını çizen Rektör Aydın, sempozyumun organ bağışı konusundaki bilincin artmasına ve sağlık personellerinin bu alandaki eğitimi konusunda bilincin artmasına vesile olmasını dileyerek sözlerini sonlandırdı.



“Türkiye’de 12 senede 200 nakil bile yapılmamışken Miami’de bir senede 200 nakil Yapıldı”

 “Cerrahpaşa gibi önemli bir fakültemizin böyle bir organizasyonu gerçekleştirmesi bizim için bir gurur kaynağıdır” diyerek konuşmasına başlayan İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Avrupa’da yapılan nakiller ile Türkiye’deki durumu tarihsel olarak karşılaştırdı. Türkiye’de 12 senede 200 nakil bile yapılmamışken sadece Miami’de bir senede 200 nakil yapıldığını vurgulayan Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, dünyada yapılan ilk organ nakillerinden çok kısa süre sonra, Türkiye’de nakil yapabilen ekipler bulunduğu halde 2000’li yıllara kadar bu sayıların artmamasının üzücü olduğunun altını çizdi. 



2018 senesinde İstanbul’da 569 tane karaciğer, 1694 tane böbrek nakli yapıldığını aktaran Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, hem farkındalığın arttırılması hem de devletin finansman açısından desteklemesiyle bu sayılara ulaşıldığını söyledi. Toplumun organ nakli konusunda eğitilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Memişoğlu, gerekli olan her alandan birilerinin bu işi sahiplenmesi gerektiğini belirtti. Transplantasyonun hobi olarak yapılacak bir işlem olmadığını ve bu işin merkezler halinde yapılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Memişoğlu, “Benim kendi görüşüm bu konuda yalnızca transplantasyon üzerine çalışan merkezlerin çok daha etkin olacağı yönünde. Şu anda Başakşehir Şehir Hastanesi’ndeki bir bloğu tamamen transplantasyona ayırdık, yaklaşık 600 yatak kapasiteli. Yedi nakil merkezinin olabileceği, içinde doku bankasının da bulunabileceği, her türlü altyapının olacağı bir sistemle projelerimizi yürütüyoruz. Çünkü cihazları, el aletleri, setleri, hemşiresi, ekipleri aynı amaçla bir araya gelen bir sistemde sadece böbrek, sadece karaciğer nakli yapmak esasında hem altyapı anlamında hem de insan gücü anlamında israfa sebebiyet veriyor. Özellikle Cerrahpaşa, Çapa gibi üniversite hastanelerimizin desteklenip bu konuda yeniden liderliği ele almasının sağlanması gerektiğini düşünüyorum. Buraların toplum nezdinde organ naklini en çok yapan, en iyi yapan birimler olarak görülmesi için gereken her türlü desteği vermeye hazırız. Her bir ferdin çevresindeki insanlara bu konuda görevli olduğunu anlatacak bilinçte olması gerekiyor. Geçen yıl İstanbul’da 417 beyin ölümü bildirilmiş. Bu yaklaşık 100 organ nakli vakası demek. Her vakanın ortalama dört kişinin hayatını kurtardığını düşündüğümüzde 400 yaşamın kurtulması demek. Toplamda organ bekleyen hasta sayısı ise 30 bin kişi. Transplantasyon geçmişi olan birisi olarak organ bekleyen bu insanlara elimizi uzatıp hayatlarını kurtarmamız gerektiğine inanıyorum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Açılış konuşmalarının akabinde “Böbrek Nakli”, “Çocuk Böbrek Nakilleri”, “Kalp Nakli” ve “Beyin Ölümü ve Organ Bağışı” başlıklarıyla gerçeklesen oturumlarda uzmanlar sunumlarını yaptılar. Soru-cevap bölümünün ardından sempozyum sona erdi.

Haber: Ceylan Çakmak, Meltem Suzan Çiçek